| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us Sağ klikle

Kardemin Diyari

Pps Video Sesli Şiir Fıkra Aşk Hikayesi Gizem ve Kıssadan Hisse Sesli Çocuk Masalları Oyun İndir Sağlık Radyo Tiyatrosu Biyografiler Spor Haber

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar
 

Nargile Kültürü

NARGİLE Nargile; içilen yerlerdeki inanılmaz güzel kokusuyla insanı istemese bile baştan çıkaran, sigara içmeyen tütün düşmanı kişilerin bile içtiği, tokurdayan, ciğer gücünün esas olduğu bir çeşit keyif unsurudur. Nargileye özen göstermek gerekir. Bu mereti çekmek insana inanılmaz bir zevk verir; ancak kesinlikle aç karna içilmemelidir. Nargilenin muhabbeti ayrıdır, kendine hastır, bir tanedir.

Sevdiceğinizle, arkadaşlarınızla bir yandan nargilenizi çeker, bir yandan tavla oynar, bir de güzel muhabbet ortamını kurabilirseniz masada, asla sıkılmadan geceyi noktalar, mekandan rahat ve huzurlu bir şekilde ayrılırsınız. Nargilede ateşin fazlası zarar, azı iyidir. Eğer ki, nargile boğmaya başlamışsa, lüle yerinden çıkarıp arkasından üflemeniz gerekir. Bu sayede tütünün içindeki kordan ve tozdan kurtulursunuz. En güzelleri kavun ve muz aromalılardır, elmalı zaten klasiktir. Tömbeki denen has Osmanlı nargilesini içmek ise hem akıllara, hem boğazınıza zarardır.

Nargilenin de raconları mevcuttur. Nargile fokurdatılmaz, tokurdatılır. Konuşurken mümkün olduğunca bu kelimenin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Sizin içtiğiniz nargileden başka biri içmek isterse, marpuç eline verilmez, masaya bırakılır. Acemi biri nargile içerken öksürmeye başlarsa, masadaki eskiler "bırak şunu da, kendine de, mübareğe de eziyet çektirme" derler.

Unutmayın; sigara içeni puro, puro içeni pipo, pipo içeni nargile, nargile içeni "teneşir" paklar.

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :sohbet
Casper_m
31 Ocak 2009
02:30
Yorumlar :0
 
 
 
 

HZ.ADEM'den Oğlu ŞİT(A.S.)'a 5 Nasihat

1- Ey Şit! Oğullarına söyle: Dünyaya ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler.
Ben de Cennetten ayrılmayacağım diye düşünmüştüm.

2- İnsanlara söyle: Hanımlarının sözünü hakikatin ta kendisi sanıp, hemen kabul etmesinler. Biraz düşünüp isabet derecesini incelesinler.
Zira ben hanımımın sözünü düşünmeden kabul ettiğim için, yasak ağacın meyvesinden yedim, sonunda da büyük bir pişmanlığa düştüm.

3- Oğulların, yapacakları işin sonunu düşünsünler...
Eğer ben o ağacının meyvesinden yerken bu işin sonunu düşünseydim, başıma gelenler gelmeyecekti...

4- Bir işe başlarken, içlerinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik duyuyorlarsa, tekrar düşüunüp, yeniden tetkik etsinler.
Şayet ben, o ağactan yiyeceğim sırada, içimdeki endişe ve isteksizlik üzerinde durup, kararımı yeniden gözden gecirseydim, sonunda bu pişmanlığa düşmeyecektim.

5- Doğruluk ve isabet derecesini kesin olarak bilmedikleri işlerde de, istişare etsinler. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesindeki karara göre hareket etsinler.
Eğer ben, meleklerle istişare edip, işimi onlarla müzakereden sonra karara bağlasaydım, başıma gelenleri haketmeyecek, musibetlere maruz kalmayacaktım.
Bu sözlerimi sen de kendi oğullarına ulaştır ki, böylece babadan oğula, oğuldan da toruna intikal ederek, dünya devam ettikce tesirini icra etsin!.

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :din
Casper_m
31 Ocak 2009
01:22
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ben seni öylesine sevdim ki - Saadet GÜLDÜRSÜN

Ben hiç gitmedim senden gidemezdim, ben sendim
Ben, her yeni güne merhaba diyen beyaz bir güvercin oldum sevginle
Sevdiğine öylesine inanmak istedim yeşerdim, çiçek açtım
Gerçekten sevdin mi, hala şüphesi hançer yüreğimde
Ama ben öylesine sevdim ki, hiç bilemedin
Belki de sevgime kendini layık göremedin
Ben mi geç kalmıştım yoksa sevilmeye
Giden sendin toplayıp her şeyini
Alamadığın, tek gözlerin kaldı bende
Hayalimde yaşattığım
Derinliklerinde kaybolmayı en çok arzu ettiğim gözlerin
Boynum bükük içimde her şeyinle sen, ardına bakmadan giderken
Gitme kal, seni çok seviyorum diye haykıramadım
Tutmadın ellerimi, oysaki bir dokunuşun eritecekti beni
Ben seni içimden hiç atamadım
Her gün, geleceksin umuduyla yaşadım
Sen hiç sevmediysen, sevmiyorsan, sevemeyeceksen
Ben seni öylesine sevdim ki
Sen yüreğimde, ben düşüncelerinde
Hiç istemesen de
Sana söz, kendime söz
Aldığım nefes kadar yaşayacaksın bende...

Saadet GÜLDÜRSÜN

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :şiir
Casper_m
31 Ocak 2009
01:06
Yorumlar :1
 
 
 
 

Böylesine Kabullenirken - Fatih Kaya Rize

 

seni her şeyinle kabullenirken
bir çatık kaşına darılmak olmaz
senden yudum yudum aşk dilenirken
içkiye şişeye sarılmak olmaz

razıyım seninle ölüme bile
razıyım elinden zulüme bile
karşıyım sen yokken sılama bile
sensiz ümitlerden sorulmak olmaz

dizlerim titriyor gelsek göz göze
bakışlar ayrılmaz istesen bile
yol bulup akarken sevgim kalbine
çağladıktan sonra durulmak olmaz
Fatih Kaya Rize

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :şiir
Casper_m
30 Ocak 2009
20:36
Yorumlar :0
 
 
 
 

Sarıkamış Belgeseli / 22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915

Onlar, bir gecede tek kurşun atmadan donarak şehit olan zavallılar değildi... 
Yemenden 4 ayda Erzuruma getirilen kolordu, 15 gün boyunca yazlık giysiler sandaletlerle yürüye yürüye göğüs göğüse kahramanca çarpışan, sungu savaşları ile dereler tepeler köyler alan sarıkamışa gelen şerefiyle şehit olan kahramanlar...

Allahüekber dağlarında, 22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 yılları arasında 90,000 mehmetcikğin ruhları ruhları sadolsun....


sarı kamış belgeseli 1

Sarıkamış Belgeseli Bölüm 2

sarı kamış belgeseli 3

"Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar." 

M.Kemal ATATURK

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
 
 
 

Atanın Dev Heykeli

5ysljc5 ATA  

Izmir Yesildere yolunda, Atamızın Kayalara Yapılmakta olan (henüz tamamlanmadı) dev bir yüz portresi bu ve yolun kenarından inanın mükkemmel görünüyor.
Yüzünün ne tarafa dönük olduğu da çok anlamlı.
Kadifekale ye ...

 
Buca Belediyesi Ulu Önder Atatürk'ün devasa bir maskını İlçenin yüksek bir tepesinin kaya zemini üzerine işleyecek.
Eylül ayında yapılan tanıtım kokteyli ile startı verilen Atatürk Maskı; Buca Çaldıran Mahallesi, Taşocakları Mevkii'nde yüksek bir tepenin, Yeşildere Çevre Yolu'na bakan ön yüzüne, yer yer kırılarak, püskürtme beton tekniğiyle yaklaşık 40 m yüksekliğinde, 3 boyutlu olarak konuşlandırılacak.

Atatürk Maskı'nın kaya zemin üzerine işlenmesi işinin teknik danışmanlığını; Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi Jeoloji, Jeofizik ve İnşaat Bölümü hocaları yapmakta olup, fizibilite ve projelendirme çalışmaları bittiğinde, tahmini olarak 50 ton çelik hasır, 500 m3 püskürtme beton ve 300 ton çelik konstrüksiyon kullanılacak.

Tepe civarında çevre düzenleme çalışmaları yapılacak.Ayrıca alan gece gündüz aydınlatılacak. Projenin iki yılda tamamlanması planlanıyor.

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :atatürk köşesi
Casper_m
27 Ocak 2009
23:11
Yorumlar :0
 
 
 
 

Tavuk - Fıkra

Trabzonlunun birisi eczaneye girer "tavuk var mı?" diye sorar. Eczacı şaşkın şaşkın "yok" der. Adam diğer gün yine gelir ve tavuk var mı der, eczacı yine "yok" der. Adam hergün gelmeye devam eder ve eczacı patlar sonunda "kerdeşim burası eczane tavuk olmaz burada" der. Trabzonlu o zaman cama tavuk yok yazsana kardeşim der. Eczacı sırf bu adamdan kurtulmak için cama "tavuk yok" diye yazı asar. Aradan bir gün geçer, adam yine eczaneye gelir ve, sorar; "tavuk ne zaman gelecek"
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :fıkra
Casper_m
27 Ocak 2009
00:40
Yorumlar :1
 
 
 
 

Tarihte Türk Savaşçıları... 1

HAZAR SAVAŞÇISI

 NASIL GİYİNİRLERDİ

1) Atalarımız sakallarını kazıtır,bıyığa ise önem verir,bıyık bırakırlardı.Bıyık bırakmak bir zorunluluk değil bir tercihti.Bıyık bırakmayan Türklerde vardı.Hafif sakal bırakmakta bu tercihlerden bir tanesiydi.

2) Saçlar genelde uzun tutulur.Omuz başına veya omuzu geçecek şekilde uzatılırdı.Bazı Türk savaşçıların uzun saçlarını yanlardan ördükleri de görülürdü.

3) Başa genelde koyun derisinden,kakım ve samur postundan yapılan tepesi sivri veya düz "börk",üç dilimli taçlar ile tepesi düz ve yuvarlak başlıklar giyerlerdi.Bazen de uzun ipekli bez parçalarını birkaç defa dolanacak ve arkaya sarkıtacak biçimde pay bırakarak başlarına sararlardı.

4) Eskiden Türklerde küpe önem atfedilen bir aksesuardı.Erkek savaşçıların bazılarının da küpe taktığı biliniyor.Yalnız kadın ve erkeklerin taktıkları küpeler arasındaki farklılıkları bilemiyoruz.

5) Yüzük takmak Türk erkek ve kadınlarının vazgeçilmezlerindendi.Yüzük genelde yüzük parmağına veya baş parmağa takılırdı.

6) Kadınların taktığı bilezikler burma,akarsu,akıtma,dilmiç,kabara,şeve,tor,yandım, kol bağı ve kolçak gibi isimlerle isimlendirilirdi.Bazı erkek savaşçılar deri veya metalden yapılma bileklik ve pazubant takarlardı.

7) Eskiden Türkler kaftana ``kaptan`` derlerdi.Kaftanlar boy,biçim ve yöre bakımından farklı isimlendirilirlerdi.Bazı kaftanlar yırtmaçlı bazıları yırtmaçsızdı.Kaftan ve cüppe farklı şeylerdir.Mevsimine göre içi pamuklu veya pamuksuz olarak imal edilen kaftanların kalmaki,çukal,kemse(a)l,kapama,çapan gibi isimleri vardı.

8) Eskiden Türkler içe giyilen elbiselere ``iç don,içlik``,dışa giyilen elbiselere ``dış don,dışlık`` adını verirlerdi.Daha sonraları ``urba`` veya ``ruba`` sözcükleri de elbise manasında kullanılmıştır.

9) Elbiseler saten,ipek,yün,pamuk,keçe gibi malzemelerden imal edilirdi.Deri de elbise yapımında sıkça kullanılan bir malzemeydi.

10) Gömlek(kollu veya kolsuz),kayış,kemer(bel bağı,bilbo),kuşak mutlaka kullanılan giyim malzemeleri idi.Elbiselere cep yapılması ihmal edilmezdi.Mendil kullanımı yaygındı.Kuşak,kemer ve kayışlara hançer,bıçak ve kama takılırdı.

11) Eskiden Türkler eyer çantasına ``yançık`` derlerdi.

12) Bazı atalarımız boyun bağı da kullanırlardı.

13) Pantolonun mucidi atalarımızdır.Pantolonlar ketenden,deriden,yünden ve
kumaşlardan imal edilirdi.Pantolonlar ata binmeye,savaşmaya ve rahat hareket etmeye uygun bollukta imal edilirdi.

14) Çizmeler tam(tomak) ve yarım boy(edik) olmak üzere keçe ve deriden imal edilirdi.

15) Eskiden Türkler ayakkabıya ``başmak,edik,çarık,çedik,sokman,oltan(ortan) ,kalo ş(galoş)`` derlerdi.

16) Atalarımız kış aylarında kürkte giyerlerdi.

17) Bazı Türkler,elbiselerini gümüş ve altın işlemelerle süslerlerdi.Ama sadelik genelde tercih edilen bir durumdu.Savaş elbiseleri sade,rahat, hareket ve manevra imkanı sağlayan elbiselerdi...

Kaynak: Vatan ve gazetevatan.com

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
 
 
 

Var İken - Karslı HİCABI

İnsan olan insanlığa kıyar mı
Bu güzel dünyada barış var iken
Kardeş gibi gidek aya güneşe
İlimde irfanda yarış var iken


Gel uyalım zamanına çağına
Sakın düşme menfaatin ağına
Bir gül dikek insanlığın bağına
Toplayıp koklayıp deriş var iken

Hepimiz kardeşiz hepimiz bacı
Bu tatlı dünyaya katmayın acı
İnsanlık çok güzel sevgi baş tacı
Öpüşüp sevişip sarış var iken

Hicabı der ben ağlarım zamana
İnsanlığı getirmeyin amana
Kimse karışmasın dine imana
Belli bir noktaya varış var iken
KARSLI HİCABI (Muharrem ERBEK)
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :şiir
Casper_m
25 Ocak 2009
14:06
Yorumlar :0
 
 
 
 

Yeniden Doğuş - Furuğ Ferruhzad

 
Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.

Ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!

Yaşam belki
uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,
şapkasını kaldırarak,
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen.

Yaşam belki de o tıkalı andır,
benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı
ve bir duyumsama var bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

Yalnızlık boyutlarındaki bir odada,
aşk boyutlarındaki yüreğim,
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,
saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemize diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini.

Ah..
Budur benim payıma düşen,
budur benim payıma düşen,
benim payıma düşen,
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir.

Ve "ellerini
seviyorum" diyen
sesin hüznünde ölmektir.

Ellerimi bahçeye dikiyorum,
yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
yumurtlayacaklar.

Küpeler takacağım kulaklarıma
ikiz iki kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim.
Bir sokak var orada,
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.

Bir sokak var benim yüreğimin
çocukluk mahallesinden çaldığı,
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir simgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen.

Ve böylecedir,
birisi ölür
ve birisi yaşar.
Hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan...
Yeniden Doğuş {Furuğ Ferruhzad}
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :şiir
Casper_m
25 Ocak 2009
14:03
Yorumlar :0
 
 
 

Zirve100 Toplist
Beni Facebook'la!